Çelik: İranla ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda

Çelik: İranla ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda

AK Parti Sözcüsü Çelik'in konuşmasından bazı satır başları şu şekilde:

"Geçen hafta biliyorsunuz geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Devlet Bahçeli'nin katılımıyla Hatay'da düzenlenen törenle 455 bininci afet konutu teslim edilmişti. Bu tabii dünya çapında büyük bir gayretin neticesidir. Yapılmaz denilen işler yapılmıştır. 

En son yaptığımız değerlendirmeden sonra tabii o kadar çok hızlı bir şekilde akıyor ki dünyada zaman neredeyse 10 yıllar içerisinde olabilecek olaylar bazen haftalar içerisinde gerçekleşebiliyor. Ve bunların en sarsıcı olanları da Türkiye'nin etrafında gerçekleşiyor. 

Türkiye'nin etrafına baktığımızda Rusya-Ukrayna savaşı bütün hızıyla devam ediyor. Çeşitli kerelerde barışın yapılmasıyla ilgili gündemler oluşuyor. Ama oluşmasına rağmen bir türlü mesafe alınamıyor. Yine geçtiğimiz günlerde son derece yıpratıcı can alıcı saldırılar karışılıklı olarak gerçekleştirildi. 

İnsanlığın en büyük utancı sayılabilecek Netanyahu hükümetinin katil şebekesi tarafından Gazze soykırımlarıyla ilgili bu katliamlar devam ediyor. 

Yine bu gündem içerisinde doğumuzda İranla ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda. Bununla ilgili bir müzakerede sonuç alınacak mı yoksa herhangi bir şekilde yeni bir saldırı ortaya çıkacak diye bu gündemler etrafımızda gerçekleşiyor ve çok yakınımızda gerçekleşiyor. 

Bunun içerisinde Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, dünya diplomasi süreçlerinde ortaya koyduğu irade ve bu çerçevede ortaya çıkan tabloda Türkiye'nin Cumhurbaşkanımızın merkezi rolü bir kere daha bu şoklar karşısında bu meydan okumalar karşısında Türkiye'nin dayanıklılığını, gücünü, tüm bu sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini bir kere daha gösteriyor. 

Zaten bu çerçevede bu seneki Davos toplantısı bir bakıma Davos toplantısında yapılan konuşmalarda Kanada başbakanının konuşması biliyorsunuz çok gündem oldu. Bütün benzer konuşmalar aslında herhangi bir şekilde uyumdan bahsetmedi, yeni bir döneme geçileceğinden bir geçişten bahsetti herkes. Tabii bu geçişin ne olacağı, nasıl olacağı, nasıl gerçekleşeceği konusunda herkesin kafasında çok büyük şüpheler, çok büyük karışıklıklar var. Ama herkesin ortak olarak ifade ettiği konu küresel düzenin artık eski manada tanımlanamayacağı hatta küresel düzenin restorasyonunun da artık mümkün olmadığı, o sürecin de geçildiği yepyeni adımlar atılması gerektiğine dair pek çok söz işitildi. 

Özellikle Batı'da Rusya-Ukrayna savaşı söz konusu olduğu zaman yapılan hatırlatmalar, referans verilen ilkeler, dikkat edilmesi gereken kurallar bol miktarda zikredilirken, zikredilen bu kuralların referans verilen bu ilkelerin Gazze soykırımı olduğu zaman unutulması ve terk edilmesi şeklindeki çifte standart hatta çifte standartın ötesinde iki yüzlülük bütün dünyanın dikkatini çekmeye başlamıştı. Gazze'deki Gazze ile ilgili olarak liberal düzenin elitlerinin ortaya koyduğu, işleticilerinin ortaya koyduğu iki yüzlülük aslında bir bakıma düzenin iflas etmesinin de sembolü oldu. 

Tabii bu çerçevede Birlemiş Milletler'in işlevsizleşmesinden bahsediliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ilk defa dünya beşten büyüktür dediğinde çok iyi hatırlıyorum Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanımız bu sözü ilk zikrettiğinde büyük bir sesszlik olmuştu. 

Daha sonraki yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın dünya beşten büyüktür sözünün aslında küresel düzenin iki yüzlülüklerine karşı büyük bir dikkat çekme, ilkeleri hatırlatma ve bu iki yüzlülüğe tahammül etmeme konusunda bir meydan okuma olduğu net bir şekilde görüldü. Bugün gelinen noktasayda hemen hemen büyün mekanizmaların çalışamaz hale geldiği bir noktada aslında bir bakıma düne kadar neoliberal düzenin savunusu yapanların konuşmalarının özeti dünya beşten büyüktür sözüne katıldıklarını, buna onay verdiklerini aynı fikirde olduklarını beyan eden bir durum ortaya çıkardı. 

Tüm bunun içerisinde tabii en önemli konu geliyor kilitleniyor dünyanın içinde bulunduğu halde güvenlik meselelerinin nasıl olacağıyla ilgili olarak öne çıkıyor. NATO bundan sonra nasıl devam edecek, Atlantik ilişkilerde ABD ile Avrupa arasındaki ilişkiler nasıl yürüyecek, Avrupa güvenlik mekanizması kurulabilecek mi kurulamayacak mı derken yine bu tartışmaların merkezinde Türkiye var. Ve tüm bu tartışmaların merkezinde Cumhurbaşkanımızın tüm bu süreçlerde nasıl bir diplomasi ortaya koyacağı var. 

Güvenliğin başka bir boyutu da önümüzdeki dönemlerde Davos'ta yoğun bir şekilde tartışıldı. Yapay zekanın ortaya çıkmasıyla kitlelerin işsiz kalması, robotik hayatın güçlenmesiyle gerçek insan hayatının giderek daha zora girmesi karşısında karşılaşılacak siyasalar sorunlar sosyal sorunlar herkesin gündeminde oluyor. Bugün o yüzden Avrupa güvenliğinden bahsedilirken sadece Orta Doğu değil, Avrupa güvenliği başta olmak üzere küresel güvenlikten bahsedilirken ne zaman bir masa kurulmak istense Cumhurbaşkanımızın fikrine ihtiyaç duyuluyor."

  Hibya Haber Ajansı